|
Kategori |
İngilizce |
Türkçe |
|
| Genel |
|
| 1 |
Genel |
drive someone to do something f. |
birisini bir şeye yapmaya zorlamak |
|
| 2 |
Genel |
drive someone to do something f. |
birisini bir şey yapmaya itmek |
|
| 3 |
Genel |
drive something to extinction f. |
soyunu kurutmak |
|
| 4 |
Genel |
drive something to extinction f. |
neslini tüketmek |
|
| 5 |
Genel |
drive something to extinction f. |
neslini kurutmak |
|
|
|
| 6 |
Genel |
drive something to extinction f. |
soyunu tüketmek |
|
| Öbek Fiiller |
|
| 7 |
Öbek Fiiller |
drive in (to something) f. |
(arabayla) içeri girmek |
|
| 8 |
Öbek Fiiller |
drive (one) back on (something) f. |
cebinden yemek/harcamak zorunda bırakmak |
|
| 9 |
Öbek Fiiller |
drive someone back on something f. |
birini bir kaynağı/birikimi kullanmak zorunda bırakmak/kullanmaya itmek |
|
| 10 |
Öbek Fiiller |
drive someone back on something f. |
cebinden yemek/harcamak zorunda bırakmak |
|
|
|
| 11 |
Öbek Fiiller |
drive (one) back on (something) f. |
(birini bir şeyi/kaynağı) kullanmaya itmek |
|
| 12 |
Öbek Fiiller |
drive (one) back on (something) f. |
(birini bir şeyi/kaynağı) kullanmak zorunda bırakmak |
|
| 13 |
Öbek Fiiller |
drive something into something f. |
bir şeyi güç kullanarak bir şeye sokmak |
|
| 14 |
Öbek Fiiller |
drive someone on (to something) f. |
(bir şey) için harekete geçirmek |
|
| 15 |
Öbek Fiiller |
drive into someone or something f. |
(araçla) birine/bir şeye toslamak |
|
| 16 |
Öbek Fiiller |
drive someone around something f. |
birini araçla bir yerde dolaştırmak |
|
| 17 |
Öbek Fiiller |
drive something into something f. |
bir aracı içeri sokmak |
|
| 18 |
Öbek Fiiller |
drive at something f. |
bir şey demek istemek |
|
| 19 |
Öbek Fiiller |
drive something into someone or something f. |
(araçla) birilerinin/bir şeylerin arasına girmek/dalmak |
|
| 20 |
Öbek Fiiller |
drive something in f. |
bir şeyi bir şeye çakmak |
|
|
|
| 21 |
Öbek Fiiller |
drive someone or something off f. |
birini/bir şeyi kovmak |
|
| 22 |
Öbek Fiiller |
drive something in f. |
bir aracı içeri sokmak |
|
| 23 |
Öbek Fiiller |
drive someone or something off f. |
birini/bir şeyi defetmek |
|
| 24 |
Öbek Fiiller |
drive into someone or something f. |
(araçla) birine/bir şeye çarpmak |
|
| 25 |
Öbek Fiiller |
drive someone around something f. |
birine araçla etrafı gezdirmek |
|
| 26 |
Öbek Fiiller |
drive something into something f. |
bir şeyi bir şeye çakmak |
|
| 27 |
Öbek Fiiller |
drive something down f. |
aracı bir yere götürmek |
|
| 28 |
Öbek Fiiller |
drive something in f. |
bir aracı bir şeye/yere sokmak |
|
| 29 |
Öbek Fiiller |
drive something in f. |
bir şeyi bir şeye sokmak |
|
| 30 |
Öbek Fiiller |
drive someone around something f. |
birine arabayla bir yeri gezdirmek |
|
| 31 |
Öbek Fiiller |
drive something into someone or something f. |
(araçla) birine/bir şeye bindirmek |
|
| 32 |
Öbek Fiiller |
drive at something f. |
bir şey demeye getirmek |
|
| 33 |
Öbek Fiiller |
drive someone or something back f. |
birini/bir şeyi kovmak |
|
| 34 |
Öbek Fiiller |
drive someone or something off f. |
birini/bir şeyi geri püskürtmek |
|
| 35 |
Öbek Fiiller |
drive at (someone or something) f. |
(birine/bir şeye) doğru sürmek |
|
| 36 |
Öbek Fiiller |
drive at (something) f. |
(günün belli bir saatinde) sürmek |
|
| 37 |
Öbek Fiiller |
drive at (something) f. |
(bir şey) demek istemek |
|
| 38 |
Öbek Fiiller |
drive someone on (to something) f. |
(bir şeye) sevk etmek |
|
| 39 |
Öbek Fiiller |
drive someone or something back f. |
birini/bir şeyi göndermek |
|
| 40 |
Öbek Fiiller |
drive something around something f. |
bir araçla bir yeri gezmek |
|
|
|
| 41 |
Öbek Fiiller |
drive something into something f. |
bir şeyi bir şeye sokmak |
|
| 42 |
Öbek Fiiller |
drive into someone or something f. |
(araçla) birine/bir şeye girmek |
|
| 43 |
Öbek Fiiller |
drive something around something f. |
arabayı/aracı bir yerin etrafında dolandırmak |
|
| 44 |
Öbek Fiiller |
drive at something f. |
bir şey kastetmek |
|
| 45 |
Öbek Fiiller |
drive at (something) f. |
(belli bir hızda) sürmek |
|
| 46 |
Öbek Fiiller |
drive something into someone or something f. |
(araçla) birine/bir şeye çarpmak |
|
| 47 |
Öbek Fiiller |
drive someone on (to something) f. |
(bir şey) için motive etmek |
|
| 48 |
Öbek Fiiller |
drive something around something f. |
bir araçla etrafı gezmek |
|
| 49 |
Öbek Fiiller |
drive something down f. |
aracı bir yere sürmek |
|
| 50 |
Öbek Fiiller |
drive someone or something back f. |
birini/bir şeyi geri püskürtmek |
|
| 51 |
Öbek Fiiller |
drive something into someone or something f. |
(araçla) birine/bir şeye toslamak |
|
| 52 |
Öbek Fiiller |
drive someone or something back f. |
birini/bir şeyi defetmek |
|
| 53 |
Öbek Fiiller |
drive something around something f. |
bir şeyi bir şeyin etrafından sürmek |
|
| 54 |
Öbek Fiiller |
drive at (someone or something) f. |
(birinin/bir şeyin) üstüne sürmek |
|
| 55 |
Öbek Fiiller |
drive at (something) f. |
(bir şey) demeye getirmek |
|
| 56 |
Öbek Fiiller |
drive something around something f. |
arabayla/araçla bir şeyin etrafında dolanmak/dolaşmak |
|
| 57 |
Öbek Fiiller |
drive into someone or something f. |
(araçla) birilerinin/bir şeylerin arasına girmek/dalmak |
|
| 58 |
Öbek Fiiller |
drive someone on (to something) f. |
(bir şeye) heveslendirmek |
|
| 59 |
Öbek Fiiller |
drive someone around something f. |
birini bir yerde arabayla gezdirmek |
|
| 60 |
Öbek Fiiller |
drive someone or something off f. |
birini/bir şeyi püskürtmek |
|
| 61 |
Öbek Fiiller |
drive someone on (to something) f. |
(bir şeye) itmek |
|
| 62 |
Öbek Fiiller |
drive at (something) f. |
(bir şey) kastetmek |
|
| 63 |
Öbek Fiiller |
drive something into something f. |
bir aracı bir şeye/yere sokmak |
|
| 64 |
Öbek Fiiller |
drive something in f. |
bir şeyi güç kullanarak bir şeye sokmak |
|
| 65 |
Öbek Fiiller |
drive into someone or something f. |
(araçla) birine/bir şeye bindirmek |
|
| Konuşma Dili |
|
| 66 |
Konuşma Dili |
drive (one) to (do something) f. |
(birini) bir şey yapmaya zorlamak |
|
| 67 |
Konuşma Dili |
drive (one) to (do something) f. |
(birini) bir şey yapmaya itmek |
|
| Deyim |
|
| 68 |
Deyim |
drive something into the ground f. |
bir şeyi çok ileri götürmek |
|
| 69 |
Deyim |
drive something into the ground f. |
(sözde/davranışta) ölçüyü aşmak |
|
| 70 |
Deyim |
drive a coach and horses through something f. |
zayıf noktalarını bulup göstermek |
|
| 71 |
Deyim |
drive a coach and horses through something f. |
açık noktalarını bulup göstermek |
|
| 72 |
Deyim |
drive something home f. |
öneminin anlaşılmasını sağlamak |
|
| 73 |
Deyim |
could drive a truck through (something) [us] f. |
(argümanın, anlaşmanın) çok boşlukları olmak |
|
| 74 |
Deyim |
could drive a truck through (something) [us] f. |
(argümanın, anlaşmanın) açık/zayıf noktası çok olmak |
|
| 75 |
Deyim |
can drive a truck through (something) [us] f. |
(argümanın, anlaşmanın) çok boşlukları olmak |
|
| 76 |
Deyim |
could drive a truck through (something) [us] f. |
(argümanda, anlaşmada) at oynatacak noktalar olmak |
|
| 77 |
Deyim |
can drive a truck through (something) [us] f. |
(argümanda, anlaşmada) at oynatacak noktalar olmak |
|
| 78 |
Deyim |
can drive a truck through (something) [us] f. |
(argümanın, anlaşmanın) açık/zayıf noktası çok olmak |
|
| 79 |
Deyim |
can drive a truck through something f. |
eksiklikleriyle kusurlarını ortaya çıkarabilmek |
|
| 80 |
Deyim |
could drive a truck through (something) f. |
yanlışlıklarını ortaya serebilmek |
|
|
|
| 81 |
Deyim |
could drive a truck through (something) f. |
(bir şeyi) kolaylıkla çürütebilmek |
|
| 82 |
Deyim |
can drive a truck through something f. |
yanlışlıklarını ortaya serebilmek |
|
| 83 |
Deyim |
can drive a truck through something f. |
(bir şeyi) kolaylıkla çürütebilmek |
|
| 84 |
Deyim |
could drive a truck through (something) f. |
eksiklikleriyle kusurlarını ortaya çıkarabilmek |
|
| 85 |
Deyim |
could drive a truck through (something) [us] f. |
kusurlarını/yanlışlarını gözler önüne sermek |
|
| 86 |
Deyim |
could drive a truck through (something) [us] f. |
kabak gibi ortada olmak/görünmek |
|
| 87 |
Deyim |
could drive a truck through (something) [us] f. |
kusurlarını/yanlışlarını ortaya dökmek |
|
| 88 |
Deyim |
could drive a truck through (something) [us] f. |
kusurları açıkça/apaçık ortada olmak |
|
| 89 |
Deyim |
drive something into the ground f. |
bir şeyi yere/zemine sokmak |
|
| 90 |
Deyim |
drive something into the ground f. |
bir şeyi yere/zemine çakmak |
|
| 91 |
Deyim |
drive a nail in (someone's or something's) coffin f. |
(birini/bir şeyi) sona bir adım daha yaklaştırmak (birinin/bir şeyin) tabutuna çivi çakmak |
|
| 92 |
Deyim |
drive the final nail in (someone's or something's) coffin f. |
(birinin/bir şeyin) sonuna/çöküşe götüren son darbeyi vurmak |
|
| 93 |
Deyim |
drive the final nail in (someone's or something's) coffin f. |
(birini/bir şeyi) son bir darbe daha vurarak başarısızlığa sürüklemek |
|
| 94 |
Deyim |
drive another nail in (someone's or something's) coffin f. |
(birini/bir şeyi) sona bir adım daha yaklaştırmak |
|
| 95 |
Deyim |
drive the final nail in (someone's or something's) coffin f. |
(birine/bir şeye) son darbeyi vurmak |
|
| 96 |
Deyim |
drive another nail in (someone's or something's) coffin f. |
(birinin/bir şeyin) tabutuna bir çivi daha çakmak |
|
| 97 |
Deyim |
drive another nail in (someone's or something's) coffin f. |
(birini/bir şeyi) başarısızlığa sürüklemek |
|
| 98 |
Deyim |
drive another nail in (someone's or something's) coffin f. |
(birine/bir şeye) bir darbe daha vurmak |
|
| 99 |
Deyim |
drive another nail in (someone's or something's) coffin f. |
(birinin/bir şeyin) sonunu/çöküşünü hazırlamak |
|
| 100 |
Deyim |
drive a nail in (someone's or something's) coffin f. |
(birinin/bir şeyin) sonunu/çöküşünü hazırlamak |
|
| 101 |
Deyim |
drive a nail in (someone's or something's) coffin f. |
(birine/bir şeye) darbe vurmak |
|
| 102 |
Deyim |
drive the final nail in (someone's or something's) coffin f. |
(birinin/bir şeyin) tabutuna son çiviyi çakmak |
|
| 103 |
Deyim |
drive the final nail in (someone's or something's) coffin f. |
(birinin/bir şeyin) sonunu getirmek |
|
| 104 |
Deyim |
drive a nail in (someone's or something's) coffin f. |
(birini/bir şeyi) başarısızlığa sürüklemek |
|
| 105 |
Deyim |
drive a wedge between (someone or something) f. |
(birilerinin/bir şeylerin) arasını açmak |
|
| 106 |
Deyim |
drive something's price up f. |
bir şeyin fiyatını artırmak |
|
| 107 |
Deyim |
drive something home (to somebody) f. |
(birine) bir şeyi iyice öğretmek |
|
| 108 |
Deyim |
drive a wedge between (someone or something) f. |
(birilerinin/bir şeylerin) arasına set koymak/çekmek |
|
| 109 |
Deyim |
drive down something's price f. |
bir şeyin fiyatını aşağı çekmek |
|
| 110 |
Deyim |
drive a wedge between (someone or something) f. |
(birilerinin/bir şeylerin) arasına bariyer koymak |
|
| 111 |
Deyim |
drive something's price down f. |
(bir şeyin fiyatını düşürmek |
|
| 112 |
Deyim |
drive something home (to somebody) f. |
(birinin) bir şeyin önemini anlamasını sağlamak |
|
| 113 |
Deyim |
drive something's price up f. |
bir şeyin fiyatını yükseltmek |
|
| 114 |
Deyim |
drive something home (to somebody) f. |
(birinin) bir şeyi iyice anlamasını sağlamak |
|
| 115 |
Deyim |
drive a wedge between (someone or something) f. |
(birilerinin/bir şeylerin) arasını bozmak |
|
| 116 |
Deyim |
drive down something's price f. |
bir şeyin fiyatını düşürmek |
|
| 117 |
Deyim |
drive something home (to somebody) f. |
(birine) bir şeyi vurgulamak |
|
| 118 |
Deyim |
drive something home (to somebody) f. |
(birine) bir şeyi üzerine basa basa söylemek |
|
| 119 |
Deyim |
drive something home (to somebody) f. |
(birine) bir şeyi tekrar tekrar söylemek |
|
| 120 |
Deyim |
drive something's price down f. |
bir şeyin fiyatını aşağı çekmek |
|
| 121 |
Deyim |
take (something) for a drive f. |
(bir şeyle) gezintiye çıkmak |
|
| 122 |
Deyim |
take (something) for a drive f. |
(bir araçla) kısa bir sürüşe çıkmak |
|
| 123 |
Deyim |
take (something) for a drive f. |
(bir aracı) biraz sürmek |
|
| 124 |
Deyim |
can drive a truck through something expr. |
(bir anlaşmanın, tartışmanın, sözleşmenin) açıklarının/zayıf yönlerinin kabak gibi ortada olması |
|
| 125 |
Deyim |
can drive a truck through something expr. |
(bir anlaşmanın, tartışmanın, sözleşmenin) çok büyük açıkları/zayıf yönleri olması |
|
| 126 |
Deyim |
can drive a truck through something expr. |
(bir anlaşmanın, tartışmanın, sözleşmenin) açıklarının/zayıflıklarının apaçık ortada olması |
|